Kayıtlar

Son Randevu -2

Resim
Aklımdaki bazı detaylar netti ancak planın en zor kısmı kiralık katili bulmak olacaktı. Bu tarz şeylerin bilindik arama motorlarından aranması ne kadar doğruydu? Arada sırada mentörlük yaptığım bir öğrencim ile konuşurken “yasadışı şeyler nereden temin edilebilir?” diye sordum. Telefondaki kurnaz bir kahkaha attı. Duyulmaktan korkuyormuş gibi sesini alçaltarak darknet denilen bir şeyi anlatmaya başladı. Nasıl bağlanıldığı, arama yaparken ne yapmak gerektiği gibi birçok kafa karıştırıcı ayrıntıyı bir çırpıda sıraladı. Konuşmasının sonunda, zaten bu bildiklerini de başkalarından duyduğunu ve onun ismini her ne yapacaksam bu işten uzak tutmamı da ekleyerek bitirdi. Hepsini bir kâğıda not aldım. Sanki şu anki internet gerçekliğine paralel bir evren yaratılmıştı ve benim o kapıyı iterek içeri girmem gerekiyordu. Ölümü planlama kısmı değilse bile bu darknet denilen internetin karanlık dehlizlerinde fütursuzca dolaşma hissi beni garip şekilde heyecanlandırıyordu. İç gıcıkla...

Son Randevu -1

Resim
Uzun zamandır ölmek istiyorum. Bunu açıkça söylememin sebebi bana acımanız değil. Salt gerçekliği ortaya koyma hissiyatı sadece. Zaten çevremde kalan az sayıda arkadaşımla sohbetimiz sırasında araya sıkıştırdığım nihai isteğime dair birkaç kelimenin onlar üzerinde herhangi bir tesirini de görmedim. Bu da beni kutsal bir mucizeyi beklerken çevresindeki minik işaretlere sevinen bir naif kadar mutlu etti. Sonuç her ne kadar belirgin olsa da, kafamda o noktaya nasıl varacağıma dair tam bir fikrim yoktu. Boğulmak, yüksek bir binanın tepesinden atlamak, kendimi zehirlemek gibi yöntemler sadece insanların gazetelerin ikinci sayfalarında haberimi okuyup başlarını ve düşüncelerini başka yere çekmelerine yetecek. Hayır dostum! Benim gibi hayatının büyük bir çoğunluğunu kendini sanata ve yaratım sürecine adamış biri için çok yalın ve klişe. Ölümüm, dram içermeli ve merak uyandırmalı. Hatta herkesin kendine göre bir hikaye yazmasını bile isteyecek kadar bencilim bu konuda. Bu, çeşi...

Tekrar Merhaba!

Resim
Kendimi hayatın akışına bırakan kuru bir dal parçası gibi bir oraya bir buraya savrulalı tamı tamına 7.5 sene geçmiş. Bugün, tekrar klavye başına geçmek için kendimde cesaret buldum. Eğer bu inceden inceye esen ilham rüzgarı tekrar beni yarı yolda bırakmaz ise amacım uzun yıllar buradan sizlere seslenmek olacak. Tekrar Merhaba!

Aşk

Resim
Önce sesi kavradı kadını, belinden yakaladı, kulaklarına aktı ılık ılık. Ardından kokusu geldi hani o erkeklere özgü, sarsıcı. Gözlerini açtı kadın ve gördükleri, duydukları ve kokladıkları ile birleşti. Bedeni alev aldı. Harlı bir ateş karnından yükseldi yukarıya doğru. Nefesini tuttu, sanki bıraksa aşkın tutuşturduğu ruhunun yanık kokuları dışarıya çıkacaktı. Erkek, yanındaki arkadaşı ile konuştu ayaküstü. "Ayşe bana hiç bu çocuktan bahsetmemişti," diye düşündü. Ama belki sevgilisi vardı. Belki onu beğenmezdi. "Sahi, ben neden bugün makyaj yapmadan çıktım ki dışarı," derken yakaladı kendini. Kendine kızdı. Ayşe konuşmayı bitirdiğinde de ona kızdı. Erkek elini uzattı ona. "Hoşçakalın," dedi. "Benim cafe'me de beklerim. Ayşe ile gelin bir gün misafirim olun." Kadın heyecanlandı, yanakları kızardı, terledi. En son çocukken, ailesi ona yeni bir oyuncak aldığında bu kadar heyecanlandığını hatırladı.  Erkek ayrılır ayrılmaz sakinleşmey...

Kambur Ruhumun Acıları

Resim
Kimse tanımaz beni. İçimde kaynayan o kazanda erittiğim yakıcı duygulardan kurtulmak için ruhumun kaç kez intihar etti ğ ini bilmez. Görünen sadece üç çocuklu bir kadının hayat tuvaline mutluluğu resmettiğidir. Halbuki benim fırçamdan acıyı anlatan vahşi kara, öfkenin o kan kırmızısı ve nefretin o kirli grisi akar. Size bu anlattıklarımından gözünüzde nasıl canlandım acaba? Bitkin, uykusuz, mutsuz, kendini bırakmış, içi çekilip alınmış bir hayalet mi? Oysa ne kadar da yanılıyorsunuz. Ben, bütün bu düşündüklerinizin kıyısında bile dolaşmıyorum. Kendimi çoğu kez içi doldurulmuş, cilalanmış ve soğuk taş duvara asılmış o cansız av hayvanlarına benzetiyorum, hani o her an duvardan üstünüze atlayacakmış gibi duran zavallı şey gibi. Sakin olun. Böyle bir şey yapacak değilim. Bende o cesaret olsaydı ruhumun içine girdiği o kısır döngüyü çoktan kırmış, sonsuzluğun o dingin sularına yelken açmıştım. Ama hala buradayım. Zehirli kelimelerimi kağıda akıtıyorum ki artık benim bir parçam ol...

Çöl Kaplanı - 1

Resim
“İn oradan dedim sana. Yoksa rüzgar göz çukurlarına kum dolduracak.” Babam ayağımdan tuttuğu gibi indirdi beni devenin üzerinden. Halbuki benim tek istediğim altın renkli kumların gözlerime yerleşip bal sarısına çevirmesi o küçük kara gözlerimi. Neden benim gözlerim anneminkine benzemedi? Kardeşim ne kadar da şanslı. Kıskandığım belli olmasın diye onunla dalga geçiyorum. “Senin gözlerinin rengi deveninkinin aynısı. Yoksa sen onun çocuğu musun?” Ağlıyor o salak da. Annem bu yüzden kulağımı çekti. Ama kardeşimi ağlattığım için değil bence. Onu deveye eş tuttuğum için. “Senin de gözlerin kargalar kadar kara,” dedi. Ağlamadım ama ben. Tuttum kendimi.   Çölde yürümek zor. Babam “zamanla alışırsın,” diyor. O sülalenin ilk erkek torunu olduğu için hep kucakta taşınmış. Ama aynını bana yaptırmıyor. “Bacakların bir kaplanınki kadar çevik olmalı,” diyor. Hiç çöl kaplanı görmedim. Acaba nasıl bir hayvan? Gözleri ne renk? Umarım onunkiler de en az benimkiler kadar karadır. O za...

Yorgan İğnesi -3

Resim
Gelinim ile ilişkimiz başlarda çok iyiydi. Zamanla birbirlerinden koptukça benden de uzaklaştılar. Bunun bir süreç olduğunu düşündüğüm için olayları akışına bıraktım. Neticede beş sene süren çocuk yapma takıntıları , tüp bebek denemeleri ile epeyce hırpalanmışlardı . Hayatı nasılda parmağımıza takıp oynatmaya çalışıyoruz. “ İyi ama senin yaptığın çok mu fa r klı ?” diyeceksiniz. Ben sadece kaderin çizdiği yolda ilerlemesi için kullandığı bir piyonum. Hepsi bu. Oya’nın hamile olduğunu, ağlayarak itiraf etmesinden birkaç hafta önce tesadüfen öğrendim. Manhattan’da açılacak yeni ofislerinin partisi için beni de davet etmişti. Beni evimden almasını beklerken, kendisini iyi hissetmediğini söyleyerek akşamı iptal etti. Kızcağızın annesi hayatta olmadığı için ona kol kanat germek bana düşerdi. Yardımcı olma maksadıyla evlerine gittim. Sırtı kanapeye dayalı, bacaklarını karnına toplamış, bakışları tek bir noktaya sabitli ileri geri sallanıp duruyordu. Ağlamaktan gözleri kan çanağına dön...