5 Ocak 2011 Çarşamba

Yandım Selim ve Bıçkın Osman -9

Efsun, Fatma ve çalgı grubunun ardından odadan çıktı, arkasını cumbaya vererek, Osman’ın tam yanına sandalye koyup oturdu. Osman rahatsız olmuştu durumdan, lakin kıskanıldığını düşünüp önemsememişti. Çalgıcılar hareketli bir parçaya başladılar. Osman, Fettan Efsun’un çehresini inceledi. Acaba ona kızmış mıydı, kırılmış mıydı, küsmüş müydü? Ama hatun gayet iyi görünüyordu. Yüreğine su serpildi Osman’ın. İşlerin bu kadar kolay yoluna gireceğini düşünmemişti. Tesbihini şevkle çekmeye başladı, mey kadehini bir dikişte bitirdi. İşte, tam da o sırada çıktı zilli Kıpti raks etmeye. Bacaklarını tamamen kapatan bir pantolon üzerine bol beyaz ipekli bir gömlek giyinmişti. Şimdi ne kolları ne de bacakları görülebiliyordu. Saçlarını toplamıştı. Ellerindeki ziller defin ritmiyle yadın kurun çalıyor, kulağı tırmalıyordu. Hem, makam hareketlenince Efsun kadar da iyi titretemiyordu bedenini. Nerde biraz önceki Kıpti, nerde şimdi ki!

Osman’ın yüz ifadesinin değiştiğini gören Fatma, Simay’a işaret çaktı. Aralarında anlaştıkları üzere, Osman’ın işkillendiği vasıl olursa, o vakit diğer taktiğe geçilecekti. Simay gömleği çözdü yavaştan ve yere attı. Biraz önce giydiği cepkeni ile kalmıştı şimdi. “Ha şöyle,” dedi Osman sevinerek yüksek sesle.
Zilleri de çıkartıp attı ve ellerini kıvırarak bir tavana bakar, bir yere bakar şekilde aşağıdan yukarıya doğru yükseltmeye başladı. Bu çengi dansında bilinen bir figürdü. Tavana bakan ellerle dans ederse çengi, bu, istiyorum demekti; eğer avuç içleri yere bakarak dans ederse istemiyorum demekti. Osman heyecanlanmıştı.
“Pek de nazlı bu Kıpti. Ama sen bir benim olsan, o avuçlar bir daha yere bakmaz, seni gavur kızı,” dedi içinden, başını hınzırca salladı.
Kıpti, cepkenine elini soktu ve mendili çıkarttı. Osman’ın yüreği ağzındaydı; ama rahat davranmaya çalışıyordu:
“Ne yani, benim gibi dalyan yiğit varken şu sümsük Selim’e mi verecek?”
demesine kalmadan, Kıpti kızı hızla çevresinde döndü, döndü, döndü ve mendili savurdu. Mendil, Osman ve Efsun’un arasına düştü. Osman beklediğinin olduğunu görünce sevinçli ve kendinden emin bir ifade ile doğruldu, elini yavaşça uzattı; ama Efsun’un ondan önce mendili aldığını görünce beyninden vurulmuşa döndü:
“Bu da şimdi ne demek ola?” dedi kaşları çatık.
“Görünen köy kılavuz ister mi, yiğidim,” dedi Efsun.
Öcünü almanın neşesiyle içinin yağları erimiş, kendine güveni gelmiş, sandalyesine bir ayrı kurulmuştu. Osman ne gördüklerine ne de duyduklarına inanamıyordu.

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...