2 Aralık 2010 Perşembe

Yandım Selim ve Bıçkın Osman


Bıçkın Osman meyhanenin kapısını omzu ile iterek içeri girdi. O geldiği vakit, ahali cümbüşe başlamış, iki şişe şarap devirmişti. Yirmi masalık meyhane yeni gelen denizcileri ağırlıyordu bu gece. Mey kadehleri dolup dolup boşalıyor; ud, tanbur ve defin sesi ile dert kuyuları dolup dolup taşıyordu. Bıçkın Osman`ın gözüne arka masaların birinde tanıdık bir sima ilişti: Yandım Selim. Bu lakabı ona Bıçkın Osman takmıştı. Başı iki elinin arasında, dirsekleri masaya dayalı bir öne bir geriye sallanıp duruyor, çalan defin ağır ritmine uyuyordu. O kadar kendi içine dalmıştı ki Bıçkın Osman`ın “Sellaammun Aleyküüüm Beyleerr!” narası ile anca kendine gelebildi. Bir an göz göze geldiler. Selim onu uzaktan incelemeye başladı. Önü açılmış beyaz gömleğinin üzerine siyah deri yeleğini, altına tiril tiril siyah kumaş pantolonunu giymişti. Ceketini parmağının ucuna asmış omzundan sırtına sallandırmıştı. Saçları yana yatık, bir perçemi racon gereği önüne düşmüştü. Selim, onun bu kadar gamsız olmasına gıpta ile bakardı her zaman.

Bıçkın Osman sağ eli bağrında, boynu yana eğik çevresindekilere “Eyyyvallllahhh!” diyerek Selim`in masasına yöneldi. Tabureyi çekip oturdu. “Ne zamandan beri Allah`ın selamını almıyorsun Yandım Selim?” dedi tek kaşı kalkık. Selim, iç çekerek “Aleyküm Selam Osman” dedi. Bıçkın Osman ile Selim yine aynı meyhanede bundan yedi ay önce tanışmışlardı. Bıçkın Osman, onu, ney ve def ile her gün kederlenirken sessizce izlemiş, merakına yenilerek yanı başında bitmişti. O günden sonra da her gün masasına gider kah konuşur, kah sessizce otururdu. Aslında ilgisini çeken Selim`in bu derece aşka düşmesiydi. Nasıl bir şeydi acaba deli divane olmak? Nar-ı aşk ile kavrulmak? Bıçkın Osman`ın da yavukluları olmuştu ama biçare olduğu görülmemişti.

“Bilirim bağrın yanar, bilirim zifiri karanlıktasın. Ondandır ki sana bir kıyak yapmaya karar verdim Yandım Selim. Derdinden seni azledecek tek şey yine başka bir dilberdir. Sonu tükenmedi ya avrat kısmının! Gel de gör neler yaratmış Ya`Rab! Gel ki şenlensin gönlün, dinsin ateşi.”

Selim bir iki karşı koyacak kelam ettiyse de Bıçkın Osman tesbihini masaya vurdu “Karar verilmiştir!” ve çakmak çakmak bakarak ayağa fırladı. Şehrin en ünlü külhanbeyinin yine onun kadar ünlü oğluna karşı gelmek kimin haddine. Haşaa! Bu gönlündekine ihanet bile olsa da gidecekti peşinden. Sonunun ne olacağını bilmeden…

Not: Külhanbeyi çizimi Semih Öztuna'ya aittir.

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...