17 Eylül 2010 Cuma

Garip Köyde Yaşananlar -8

Babamın çevresini, kimi bu tür bir saygısızlığı babama yediremeyen üzgün bakışlı; kimi onun bir hain olduğu konusunda haklı çıkmalarından keyifli insanlar ile sarılmıştı. Hamile kadının kocası yerinden zıpkın gibi fırladı ve kalabalığı yararak babamın karşısına dikildi. Ömer Abi’den herkes çekinirdi. Varolan kurallar için kendi hayatını ortaya koyacak kadar gözü pek, yabancılar konusunda en acımasız fikirleri ortaya atacak kadar da caniydi. Ömer Abi’nin soluk alıp verirken genişleyen burun deliklerinden içinde kaynayan alevin dalga dalga yukarı çıktığını anlayabilirdiniz. Annem ikisinin arasına girerek horoz dövüşüne engel olmak istedi. Babamın bu yeşil sıvının etkisinde ne kadar daha kalacağını bilmiyordum. Çünkü bana söylenen şekilde şişenin tamamını değil, sadece bir kaç damlasını boşaltmıştım. Yan komuşumuz Hatice teyze, annemi kolundan tutarak kadınların olduğu kısma götürdü. Her şey tıpkı yaşlı kadının bana anlattığı şekilde ilerliyordu. Bir an önce Aziz Baba’nın yatırına gidip bana söylenleri yapmam gerekiyordu.

Dışarıda kıyamet devam ediyordu. Ama her nedense gözetildiğim ve korunduğum hissine kapıldım. Aziz Baba’ya varmam sandığımdan daha kolay olmuştu. Kadının bana verdiği şişeyi açtım ve mezarın üstüne boca ettim. Bu seferki sıvı pembe renkteydi ve çok güzel kokuyordu. Sonra parmaklarım ile küçük bir çukur kazıp içerisine paslanmış yüzüğü ve nane tohumlarını gömdüm. Toprağı düzleştirdikten sonra üzerine diğer şişeden saydam renkte bir sıvı döktüm. Olduğum yere çömeldim ve mucizelerin olması için beklemeye başladım. Beklediğimin aksine hiç bir şey olmadı. Ben de mahzene dönmeye karar verdim.

Yolda birden şiddetli fırtına, yağmur ve yerin altından gelen o ürkütücü ses durdu. Sanırım yaptıklarım işe yaramıştı. Gün aydınlanmaya başladı. Mahzene vardığımda herkesi dışarıda çevreye bakınırken buldum. Kendi kendilerine konuşuyorlardı. Kimileri bunun olacak güzel şeylerin habercisi olduğunu, kimileri bizim ailemizin yaptığı terbiyesizliğe dayanamayan Aziz Baba’nın artık bu köyü terk ettiğini, kimileri ise yabancıların çekip gitmeleri için Aziz Baba’nın onlara yardım ettiğini söylüyordu. Bir tek ben bütün bu olayı ve gerçeği bilmeme rağmen, yaşlı kadına verdiğim sözden dolayı konuşmamam gerekiyordu.

Rıza ve Şükrü amca öğleyin bizim eve geldiler ve köyün ileri gelenlerinin babam ile konuşmak istediklerini söylediler. Onlar önde babam arkalarında köy meydanına vardılar. Eğer onu suçlamaya kalkarlarsa ben de onlara gerçeği anlatmak için babamın ardından gittim. Konuşma kısa sürdü.Yüzyıllardır varolan kuralları çiğnedikten sonra artık babama güvenleri olmadıklarını ve bunu yapmaya onları bizim zorladığımızı söylediler. Karar verilmişti. Biz de yabancılar ile birlikte köyü terk edecektik. Babam başını önüne eğmiş kaderine razı olmuştu. Titreyen ağzından yarım yamalak ”Peki,” kelimesi dökülebildi.

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...