29 Haziran 2010 Salı

Garip Köyde Yaşananlar -6

Yağmurların çamurlaştırdığı yollar sert rüzgarların dallardan kopardığı yapraklar ile harmanlanmıştı. Çürüyen yapraklar nemli ve ağır bir koku salıyordu etrafa. Kerpiç evlerin sıralandıkları köy yollarında gözlerim sıkı sıkı kapalı yürüyordum. Garip olan bu kadar rüzgarın ve karmaşanın içinde hala keskinliğini ve yoğunluğunu koruyan kokuyu alabiliyor ve takip edebiliyor olmamdı. Sessiz gecede doğanın çığlıklarından başka duyabildiğim tek ses kalbimin atışıydı.

Sokağın sonundan sağa döndüm ve birden kendimi kokunun merkezinde buldum. Gözlerimi yavaşça açtığımda karşımda tek katlı bir ev, olanbitenden kendini korumayı başarmış bir nane bahçesi ve bahçede hasır bir iskemleye oturmuş yaşlı bir kadın buldum. Bembeyaz saçlarının arasında tek tük sarılar, buruşuk yüzünde çiller vardı. Bu evi ve bu yaşlı nineyi ilk defa görüyordum. Ama onun beni beklediğine dair içimde tuhaf bir his vardı. Yüzünde hafif bir gülümseme belirdi ve bastonuna tutunarak sandalyeden kalktı. “Siz kimsiniz? Daha önce sizi bizim köyde görmemiştim. Hem neden dışarıda oturuyorsunuz? Aziz Baba’dan korkmuyor musunuz?” dedim. “Aziz bana birşey yapmaz,” dedi. Şaşırmıştım. Aziz Baba’nın bu yaşlı kadını o dakika cezalandırmasını bekledim. Düşüncelerimi okumuş gibi güldü. “Bir zamanlar burası dünyanın en güzel yerlerinden biriydi evlat. Envaiçeşit ot ve sebze yetiştirilir civar köylere ve gemileriyle gelen tüccarlara satılırdı. Köy halkı arasında fitne fesat, çekişme olmasın diye herkesin yetiştirdikleri de belliydi. Bir gün köyümüz yabancılar tarafından basıldı. O yılki erzağımız yağmalandı, evlerimiz yakıldı, kızlar kaçırıldı ve karşı koyan gençler öldürüldü. İşte Aziz o zaman öldürüldü. O yüzden her yabancıya gazabı ağır olur,” dedi. “Peki bunun naneyle ne ilgisi var?” dedim. “Çünkü sevdiği kız nane yetiştiriyordu ve burası da onun nane bahçesi. Aziz’i yatıştıracak tek şey benim nanelerimden ona götürmektir. Şimdi çabuk olman gerekiyor çünkü zamanın daralıyor. Arkadaşına yardım etmek istiyorsan söylediklerimi harfiyle yerine getirmelisin. Anladın mı beni?” “Evet,” dedim. Kendimi suçlu hissediyordum. İrem’e yardım etmek için evden kaçmıştım ama bir kokunun arkasına takılıp bilmediğim bir sokağa gelmiş, tanımadığım –ve belki aklını kaçırmış -yaşlı bir kadınla konuşuyordum. Ona inanmaktan başka çarem kalmamıştı.

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...