20 Mayıs 2010 Perşembe

Garip Köyde Yaşananlar -2

Gelenlere odalarını gösteren köy halkı Aziz Baba yatırına yollandı. Yabancıların planları anlatıldı, buradaki ormanları nasıl yolacaklarını, inşa edecekleri o lüks otelleri, her seferinde daha da önüne geçilemez bir kalabalığın geleceğini ve lafın arasında da –sanki ona gözdağı verirmiş gibi - nasıl Aziz Baba’nın yerinden edilip üzerine bir bar kurulacağından, o muhterem mezarının üzerinde nasıl içki içilip tepinileceğinden bahsettiler. Artık eve dönüp hazırlık yapma zamanı gelmişti. Akşam ayazı ile birlikte Aziz Baba’nın ihtişamı da kendini göstermeye başlayacaktı.

Önce denizden tatlı tatlı esen meltem yerini akşam kızıllığı ile vahşi rüzgara bıraktı. Lodos tüm şiddeti ile köyü aşıp dağa çarpıyor, yönünü değiştirerek tekrar köyün üzerinde kükreyerek dolanıyordı. Tıpkı kafese kapatılmış yırtıcı bir hayvanın çevresindeki demirlere saldırması gibi. Gökyüzüne dağılmış pamuk topakları şeklindeki karbeyaz bulutlar yas tutan kadınlar gibi siyaha büründü. Tüm çehresi değişmişti köyün. Cömert güzelliği çirkin kabalığa, dingin renkleri korku salan vahşiliğe büründü bir anda. Köy halkı olacakları harfi harfine biliyordu. O yüzden tan kızıllığında işe koyulmuşlar, önce kepenkleri sıkı sıkıya kapatmışlar, ambarları kilitlemişler, hayvanları ahıra kapatmışlar, kayıkları sahile çekip bağlamışlar ve yabancılara bir şey söylemeden mahzene çekilmişlerdi. Annemin kapalı yerde kalma fobisi olduğundan ve doğumuna sayılı günler kaldığından biz evimizde kaldık. Usül gereği kepenkler kapatıldı, evin dört bir yanına ve eşiğin girişine bizi koruması için Aziz Baba’nın mezarından alınan kumlar serpildi. Aziz Baba’nın gazabından iğneci Hakkı Dede kadar korkuyordum.

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...