31 Aralık 2009 Perşembe

Kaçış

Sahile 30 metre kala kürek çekmeyi bıraktı adam. Kollarını hissedemeyecek kadar yorulmuştu. Kıyıda görünecek fener ışığını sessizce beklemeye başladılar. Bulutsuz bir geceydi. Esen hafif rüzgar kayığı nazikçe sallıyordu. Adamın karşısında, kucağında bebeği ile bir kadın oturuyordu. Endişeliydi kadın. Çok büyük bir risk almış olduğunun farkındaydı ama başka çaresi yoktu. Ya orada kalıp başına geleceklerin cezasını çekecekti ya da sevdiği adam ile kaçacaktı uzaklara. O da ikincisini seçti ve yollara döküldü.

Bekledikleri her dakika çaresizlik ve belirsizlikle kasılıyordu kadının bedeni. Gözleri umutsuzca sahili tarıyordu. Bunca yaşanan gerilimden habersiz, kucağındaki bebek huzurla uyuyordu oysa.

Kıyıdan beklenen işaret geldi sonunda. Adam var gücüyle asıldı yeniden küreklere. Kadının bir an yüzü aydınlandı. Kalbi çarpıyordu. Baş örtüsünün çenesinin altında sarkan parçasını dudaklarına bastırdı heyecanını gizlemek için. Kıyıdaki adam kayığa doğru koşmaya başladı. Yanlarına varınca elini uzattı kadına. Kadın yavaşça indi kayıktan. Bakıştılar önce, sarıldılar sonra ağlamaklı. Kayıkçı sessizce uzaklaşmaya başlamıştı bile. Narenciye ağaçlarının o mayhoş kokusunun doldurduğu sahil bomboştu. Adam, kadın ve bebek gecenin karanlığında gözden kayboldular.

1 yorum:

Derviş dedi ki...

Bu kırıntılar birleşip ekmek olacak mı? Pat diye bitiyor en heyecanlı yerinde :)

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...