23 Aralık 2010 Perşembe

Yandım Selim ve Bıçkın Osman -4

Afet Fatma  cumbalı hole açılan odalardan ikisinin kapısını tıklattı ve Osman’ın karşısındaki divanın üzerine kuruldu. Birkaç dakika sonra ellerinde çalgılarıyla dört kız çıktı odadan. Konuklarını başları ile selamlayıp yerlerine oturdular. ‘Zannetme ki terk eyledi bu gönül seni’ isimli şarkıya başladılar hep bir ağızdan.

Selim’in en sevdiği makamlardan biriydi bu. Acıyla kıvranan gönlün kendini ifşa etme çabaları tıpkı kendinin düştüğü durumu anlatıyordu. Lağuta, sinekeman, çifte nakkare, bir kemençe, bir de deften mürekkep gruptan dökülen nameler kalbindeki aşk yarasına merhem olmuşa benziyordu ki yüzüne sükunet yayılıverdi. Afet Fatma, Osman’ın yanında ilk kez gördüğü ve onun kabadayılarından olmadığı her halinden belli olan bu delikanlıyı izliyordu. Acep ne işi vardı Osman’ın onunla? Geldiğinden beri başını önüne eğmiş bir kez olsun bile kaldırmamış olan bu gence karşı içinde büyüyen merak duygusunu bastırdı. Meşkhaneye ilk kez gelenlerde o utangaçlık hali hep olurdu. Ancak ilerleyen saatlerde açılırlar sonra da daimi müşteri olurlardı. “Seni de görürüz nasılsa birkaç saate kadar,” dedi içinden. “Nasıl ki goncalar açar güneşle, sen de açacaksın aşkla ve meşkle!”  


Ardı ardına şarkılar söyleniyor, bardaklar boşalıyor doluyor, nargileler tüttürülüyordu. Biraz sonra ilk raksı yapmak üzere on beş yaşlarında bir kız çıkageldi. Erkek gibi pantolon, gömlek ve yelek giymiş, başına fes geçirmiş ve ceketini omzunda sallandırmıştı. Aşka düşmüş bir külhanbeyini canlandırmaya başladı. Hareketleri erkeksi ama kırılgan, bakışları dalgın ama delici, acısı yavaş ama keskindi. Selim kendini anlatan bu oyunu izledi göz ucuyla. Osman, Selim’in haline kıs kıs gülüyor, “Bak, bak ne hallerde dolanıyorsun ortada. Tıpkı kuyruğu kıstırıldığı için acı çeken bir kedi eniği gibi  görüyorlar seni. Bir delikanlıya yakışır mı, ha?” Selim ne hiddetleniyordu ne de kendini yerin dibine girmiş gibi hissediyordu. Biliyordu ki onun da aşka düşeceği zaman gelecek, onu da saracak o kor alevler. Ama o yiğitliğin namına leke sürmemek adına gizleyecekti benliğini kemiren duyguları ve mum gibi yavaş yavaş eriyecekti. O zamanlar yanında olmamayı istedi sadece.

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...