Kayıtlar

Garip Köyde Yaşananlar -6

Yağmurların çamurlaştırdığı yollar sert rüzgarların dallardan kopardığı yapraklar ile harmanlanmıştı. Çürüyen yapraklar nemli ve ağır bir koku salıyordu etrafa. Kerpiç evlerin sıralandıkları köy yollarında gözlerim sıkı sıkı kapalı yürüyordum. Garip olan bu kadar rüzgarın ve karmaşanın içinde hala keskinliğini ve yoğunluğunu koruyan kokuyu alabiliyor ve takip edebiliyor olmamdı. Sessiz gecede doğanın çığlıklarından başka duyabildiğim tek ses kalbimin atışıydı. Sokağın sonundan sağa döndüm ve birden kendimi kokunun merkezinde buldum. Gözlerimi yavaşça açtığımda karşımda tek katlı bir ev, olanbitenden kendini korumayı başarmış bir nane bahçesi ve bahçede hasır bir iskemleye oturmuş yaşlı bir kadın buldum. Bembeyaz saçlarının arasında tek tük sarılar, buruşuk yüzünde çiller vardı. Bu evi ve bu yaşlı nineyi ilk defa görüyordum. Ama onun beni beklediğine dair içimde tuhaf bir his vardı. Yüzünde hafif bir gülümseme belirdi ve bastonuna tutunarak sandalyeden kalktı. “Siz kimsiniz? Daha önce ...

Garip Köyde Yaşananlar -5

İtiraf edeyim mahzene gidip kendimi ya da ailemi zor durumda bırakmaktan değil, Aziz Baba’nın yolda bana yapmaya kalkacaklarından korkuyordum. İrem’i düşünmem, onu attığım tehlikeden kurtarmam gerekiyordu. Tüm gücümle mahzene giden yokuşu tırmandım ve 6 yolun kesiştiği küçük bir meydana geldim. Tam meydanın ortasına yürümüştüm ki çevremde gezinen tuhaf bir karaltı hissettim. Herşeyi sanki dün olmuş gibi hatırlıyorum. Olduğum yerde daire çiziyordum ama bir türlü mahzenin hangi sokakta olduğunu çıkaramıyordum. Ellerim hemen ceplerime gitti ama yatırdan aldığım topraktan eser yoktu. Koşarken döküldüler ya da Aziz Baba ona saygısızlık yaptığım için beni cezalandırmaya başlamıştı bile. İlk olarak korumamı elimden aldı. Kendimi ihanete uğramış hissettim. Ben ki onun 6 senelik dostu, onunla mezarında oyun oynayan tek insandım. Ama o bütün büyükler gibi hoşuna gitmeyen ilk davranışında cezalandırıyordu. Hem küçük bir kızın hayatı sözkonusuydu ve o iyiliğinden, cömertliğinden zerre kadar sunmay...

Garip Köyde Yaşananlar -4

Mahmur gözlerle neler olduğunu anlamaya çalışıyordum. İrem’in babası gelmişti ve beni saçmasapan batıl inançlarımla kızını korkutmakla suçluyordu. Babam ona Aziz Baba’yı anlattığımı ve beynimize kazınırcasına öğretilen kimseye bundan bahsetmemem gerektiği kuralını çiğnediğimi anlamıştı. Çoktan mahzene çekilmiş olan köy halkının olanları öğrendiği takdirde nasıl bir ceza ile karşı karşıya kalacağımızı düşünürken derin bir sükuta gömülmüştü. Ben ceplerime doldurduğum toprağın gücüne güveniyordum ama zaten bir kere çevresini koruma altına aldığınız evin içinde başka koruma olamayacağını henüz bilmiyordum. Bunu, babamın ansızın dönerek yüzüme bir şaplak indirmesiyle anladım. Annem İrem’in babasını ısrarla içeri çağırıyor, o da ısrarla reddediyordu. Yıllar sonra annem bana bunun nedenini açıklayacaktı. Aziz Baba’nın hışmının hikmeti sokaklarda kol gezerken ondan nasibini alan her ruhun karanlık yüzü ortaya çıkarmış. Yani koruma altında olan evimizde biz sakinliğimizi korurken –babamın şapl...

Garip Köyde Yaşananlar -3

Gün ışımaya başladığında tüm gece çalışan Aziz Baba’nın uyumasını fırsat bilen güneş bulutların arasında bir kaybolup bir çıkıyordu. Köy halkı sakin geçecek bu bir kaç saati fırsat bilerek -sanki o kadar saat ortadan kaybolmaları normalmiş gibi- işlerinin başına döndüler. Yabancılar henüz ne olduğunu anlamamış, havanın kaypaklığından dem vurup, bugünün güzel olacağına iddiaya girerken bir taraftan da köylülerden onay beklercesine yüzlerini okumaya çalışıyorlardı. Bu sessiz duruşun, tepkisiz ifadelerin ve donuk gülümsemelerin onları içten içe huzursuz ettiği belliydi. Büyükler kendi aralarında laflarlarken ben de kendi yaşlarımda 4 çocuk ile tanıştım. Bunların üçü erkek biri kızdı. Islık çalamadığım ve dilimi onların yaptığı gibi yuvarlayamadığım için benimle alay ettiler ve oyun oynamayacakları söyleyip uzaklaştılar. Halbuki ben onlara tüm iyi niyetimle Aziz Baba yatırından ve başlarına geleceklerden bahsetmek üzere gitmiştim. Kendimi aptal gibi hissettim. İrem – daha sonra yıllarca en...

Garip Köyde Yaşananlar -2

Gelenlere odalarını gösteren köy halkı Aziz Baba yatırına yollandı. Yabancıların planları anlatıldı, buradaki ormanları nasıl yolacaklarını, inşa edecekleri o lüks otelleri, her seferinde daha da önüne geçilemez bir kalabalığın geleceğini ve lafın arasında da –sanki ona gözdağı verirmiş gibi - nasıl Aziz Baba’nın yerinden edilip üzerine bir bar kurulacağından, o muhterem mezarının üzerinde nasıl içki içilip tepinileceğinden bahsettiler. Artık eve dönüp hazırlık yapma zamanı gelmişti. Akşam ayazı ile birlikte Aziz Baba’nın ihtişamı da kendini göstermeye başlayacaktı. Önce denizden tatlı tatlı esen meltem yerini akşam kızıllığı ile vahşi rüzgara bıraktı. Lodos tüm şiddeti ile köyü aşıp dağa çarpıyor, yönünü değiştirerek tekrar köyün üzerinde kükreyerek dolanıyordı. Tıpkı kafese kapatılmış yırtıcı bir hayvanın çevresindeki demirlere saldırması gibi. Gökyüzüne dağılmış pamuk topakları şeklindeki karbeyaz bulutlar yas tutan kadınlar gibi siyaha büründü. Tüm çehresi değişmişti köyü...

Garip Köyde Yaşananlar -1

Yüzünü turkuaz yeşiline çalan denize dönmüş, sırtını yemyeşil ormanların kapladığı dağa yaslamış küçük bir köyde doğdum. Sessiz sakin, kendi halinde yaşayan uysal halkı geçmişte yaşadığı felaketlerden sonra çektiklerini başkalarına ödetmek istercesine sinsileşmiş ve hırçınlaşmıştı. Tüm bu olanlardan etkilenen annemin psikolojik durumunu düşününce babamın o garip köyden taşınma kararını almasını şimdi anlayabiliyorum. O zamanlar 6 yaşlarında olan ben çok ağlamış, gitmemek için yalvarmıştım. Köyde geçirdiğim son haftam, yabancıların gelmesi ile aynı tarihlere rastladığı ve bizleri de cömertçe yanlarında götürdükleri için -aradan 62 sene geçse bile- başlarına gelen olayların kaynağını anlatarak son nefesimde rahatlamak boynumun borcu olmuştur. Dağ yolundan döne döne köye inen her yabancının aklına gelen ilk şey köyden bir ev almak ya da yamaca doğru bir kaç ağacı kesip tüm manzaraya hakim olan bir otel inşa etmekti. Ancak zamanla varlığından şüphem kalmayan kutsal yatır her zaman olduğu ...

Tehlikeli Oyun - 2

Tüm bu duygular ve onların ardına sığınmış kelimeler ile hazırlanmasını tamamladı. Saat sekizi vurduğunda, serinkanlılıkla kafasındaki planını tamamlamış katil edası ile çantasını omzuna asarak çıktı evden. İçinde garip bir mutluluk vardı, bunu yadsıyamazdı. Öç almanın getireceği o zafer hissine odaklanmıştı yalnızca, ardından gelecek boşluk duygusunu, kavurucu pişmanlık duygusunu ve ya bu acı piyes ile yitireceklerini düşünseydi belki bu kadar cesur davranamazdı. Partinin yapıldığı eve vardıklarında oyunun parçası olacak olan karakterlerin yerlerini aldıklarını görmek içini rahatlattı. Onun görevi sadece bir maestro gibi yönetmekti. Tüm planı yıl dönümü pastası kesilmeden önce bitirmek ve orası yangın yeri iken ayrılmaktı. “Benden sonra tufan” dedi içinden ve bunun şerefine kaldırdı kadehini. Ansızın Hüseyin bitiverdi yanında, kadehlerini tokuşturdu. “Nerede o eski Didem? Ne eğleniyorsun ne de çevrene aldırış ediyorsun. Vazgeçmişsin kendinden kızım,” dedi. Serzenişten çok soru kısmın...