Kayıtlar

Yandım Selim ve Bıçkın Osman etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yandım Selim ve Bıçkın Osman -10

Resim
Osman , yanı başında cereyan eden hadiseye anlam veremiyordu. Bir hatun, nasıl ola ki başka bir hatuna mendil verir idi? Ne yapmaya çalışıyorlardı? Efsun, kadınca gurura kapılıp ondan öç almaya mı çalışıyordu; yoksa cidden aralarında bir şey mi vardı? Mantık yürütemeyecek kadar çok içmişti o akşam. Aklı, cümleleri ardı ardına sıralıyor olsa da, bundan bir sonuç çıkartamayacak kadar yorgun düşmüştü. Gözü pencereye takıldı. Sabahın gelişini müjdeleyen tan kızıllığının kırmızı, turuncu ve mora çalan renkleri cama yansımıştı. Zaman durmuştu sanki, kimseden ses çıkmıyordu. Efsun, Kıpti’ye: “İçeri git sen,” dedi sertçe. Osman, o an ayılır gibi oldu hülyali halinden. Selim’e çevirdi başını. Ne yapması ya da ne söylemesi gerektiğine onun karar vermesini ne kadar da çok isterdi. Bir lakırdı etse, cengaverce çıkışsa  ve onlara hadlerini bildirse! Nafile yere suratında ne düşündüğüne dair izler aradı. O muhlis surette okuyabildiği, sadece, gözlerinde gezinen uykunun katmer katmer demleri oldu...

Yandım Selim ve Bıçkın Osman -9

Resim
Efsun, Fatma ve çalgı grubunun ardından odadan çıktı, arkasını cumbaya vererek, Osman’ın tam yanına sandalye koyup oturdu. Osman rahatsız olmuştu durumdan, lakin kıskanıldığını düşünüp önemsememişti. Çalgıcılar hareketli bir parçaya başladılar. Osman, Fettan Efsun’un çehresini inceledi. Acaba ona kızmış mıydı, kırılmış mıydı, küsmüş müydü? Ama hatun gayet iyi görünüyordu. Yüreğine su serpildi Osman’ın. İşlerin bu kadar kolay yoluna gireceğini düşünmemişti. Tesbihini şevkle çekmeye başladı, mey kadehini bir dikişte bitirdi. İşte, tam da o sırada çıktı zilli Kıpti raks etmeye. Bacaklarını tamamen kapatan bir pantolon üzerine bol beyaz ipekli bir gömlek giyinmişti. Şimdi ne kolları ne de bacakları görülebiliyordu. Saçlarını toplamıştı. Ellerindeki ziller defin ritmiyle yadın kurun çalıyor, kulağı tırmalıyordu. Hem, makam hareketlenince Efsun kadar da iyi titretemiyordu bedenini. Nerde biraz önceki Kıpti, nerde şimdi ki! Osman’ın yüz ifadesinin değiştiğini gören Fatma, Simay’a işaret ça...

Yandım Selim ve Bıçkın Osman -8

Resim
Kolbaşı olarak Afet Fatma ne derse o olacaktı. Olacaktı olmasına ama, mendilin kime verileceği konusunda sıkıntı vardı. Selim’e verilmesi en iyi çözüm gibi görünse de, aralarında çıkacak olası kavganın sonu pek tatlı bitmeyecekti. Osman, Selim’i çiğ çiğ yerdi ve buna da kimsenin sesi çıkmazdı. Geriye sadece kızlardan birine verdirmek kalıyordu. Ama, kimse, gazabından korktuğu bu adamın hiddetini üstüne çekmek istemiyordu. Koltukta oturmuş, konuşmalara seyirci kalan Efsun yerinden fırladı ve “Ben,” dedi “Bana versin. “O, Osman denen kaypaktan korkmuyorum.” Bir an, sessizlik kötü bir koku gibi yayıldı etrafa, herkesin yüzünü buruşturmasına sebep oldu. Acısı, öç almak için yanıp tutuşan bu Çerkez dilberinin kanına girmişti. Afet Fatma bir şey söyleyecek olduysa da, yapamadı. Doğrusu, en iyi çözüm de buydu. Hem Osman yaptığı hatayı anlayacak, hem de bu yeni çenginin Efsun’u seçmesinden sonra, ona farklı bir gözle bakacak, kıskanacak, kuduracaktı. Kadınlar odada konuşurken Osman’ın aklın...

Yandım Selim ve Bıçkın Osman -7

Resim
Fettan Efsun, bakışları Osman’a çivili, olduğu yerde dona kalmıştı. Afet Fatma yerinden hızlıca doğruldu, Efsun’a odayı gösterdi, siniye bırakılan keseyi cebine indirdi ve yardımcısına, emirleri yerine getirmesi için işaret etti. Yirmi senelik çengilik hayatında bunun gibi nice hallere rast gelmiş, nasıl halledeceği konusunda ustalaşmıştı. O sebepledir ki sakinliğini koruyordu. Lakin, Efsun daha toy bir çengiydi ve ilk kez bir erkek ondan yüz çeviriyordu. Ola ki , Efsun Kıpti kıza bir şey yapar endişesiyle , Fatma odaya gitti. Efsun’un gözleri dolmuş, elleri titriyordu. Osman onun gönlünü verdiği ilk ve tek erkekti, ama o, nasıl olurdu da, ondan bu kadar kolay el çekebilirdi. Afet Fatma’nın onlara her lahzada hayta kabadayılara gönül vermemek, kendi çengi kolunu koruyup kollamak ve kendini zanaatine nezretmekle ilgili ettiği kelamlar geldi aklına. Yüreğinde bir acı dalgası kabardı. Tüm akşam ki neşesi söndü. Gözleri, bir köşede sessizce oturan, çehresini yere eğmiş, ellerini kene...

Yandım Selim ve Bıçkın Osman -6

Resim
Odadan geri geri çıktı Kıpti Simay. Kömür rengi dalgalı saçları beline uzanıyor, ay beyazı teni kolsuz cepkeninden parıldıyordu. Boyu ne kısaydı ne de uzun. Çıplak ayaklarına halhallar takmıştı. Eteğinin altına giydiği pantolonun yanları baldırına kadar yırtmaç ile açıktı. Herkes bacaklara bakakalmış, acaba siması da ismi gibi ay parçası mı diye merak ediyordu. Efsun’un dansı gibi hareketli değildi dansı. Tahir makamında bestelenen ağır bir güfteydi. Aşkı en saf haliyle anlatan bu dizelerde vuslat yerine ayrılık vardı sadece. Tutkuyla bağlanandan kopuş. Arkasını döndü yavaşça Kıpti Simay. Elleriyle gerdiği tül bedeninin üst kısmını tamamiyle kapatıyordu. Hafifçe yana attı sağ bacağını, kalçası yaylanarak seğirtti o yöne doğru, elleri tülü sarstı bir an. Nefesler tutulmuş, tülün arkasına yoğunlaşılmıştı. Osman’ın ağzı yarı açık, marpucu elinde asılı kalmıştı. Selim keza benzer şekilde gözlerini dilbere dikmiş utangaçlığından eser kalmamıştı. Fatma, büyülenmiş gözlerle kendilerinden ge...

Yandım Selim ve Bıçkın Osman -5

Resim
Selim’in yanında oturan delikanlı erkek kıyafetleri ile dans eden kızı gözüne kestirmişti. Dansı bitip odasına çekildikten çok sonra bile onu tekrar tekrar istetiyor, başka danslar için Afet Fatma’ya diller döküyordu. Kız üç kez daha dans etti ama her seferinde başka canlandırmalar yaparak ve farklı kostümler giyerek. Dilber dans ederken bizim kabadayı “Aaahhh ahhh!” diyordu. Belli ki bu yağız delikanlıdan hoşlanmayan kız da “vaaaahh vaaahh!” diye geçiştiriyordu onu. Kız dansını tamamlayıp tekrar odasına dönünce Osman delikanlıya dönerek “Yeter bu kadar eğlendiğin, rahat bırak kızı,” dedi.   Birkaç şarkı sonra Bıçkın Osman’ın beklediği an gelmişti. Fettan Efsun’un dansı. Şarkı başladı başlamasına ama hala odadan çıkmamıştı Efsun. İsmi gibi gizemli bir hava yaratmaya bayılırdı. Osman onun en çok bu özelliğini beğenirdi zaten. Derinden zil sesleri geldi önce, sonra eşikten bir bacağını uzattı. Basma pantolonun üstüne dizkapaklarına kadar uzanan kloş bir etek ve belini açıkta bıraka...

Yandım Selim ve Bıçkın Osman -4

Resim
Afet Fatma  cumbalı hole açılan odalardan ikisinin kapısını tıklattı ve Osman’ın karşısındaki divanın üzerine kuruldu. Birkaç dakika sonra ellerinde çalgılarıyla dört kız çıktı odadan. Konuklarını başları ile selamlayıp yerlerine oturdular. ‘Zannetme ki terk eyledi bu gönül seni’ isimli şarkıya başladılar hep bir ağızdan. Selim’in en sevdiği makamlardan biriydi bu. Acıyla kıvranan gönlün kendini ifşa etme çabaları tıpkı kendinin düştüğü durumu anlatıyordu. Lağuta, sinekeman, çifte nakkare, bir kemençe, bir de deften mürekkep gruptan dökülen nameler kalbindeki aşk yarasına merhem olmuşa benziyordu ki yüzüne sükunet yayılıverdi. Afet Fatma, Osman’ın yanında ilk kez gördüğü ve onun kabadayılarından olmadığı her halinden belli olan bu delikanlıyı izliyordu. Acep ne işi vardı Osman’ın onunla? Geldiğinden beri başını önüne eğmiş bir kez olsun bile kaldırmamış olan bu gence karşı içinde büyüyen merak duygusunu bastırdı. Meşkhaneye ilk kez gelenlerde o utangaçlık hali hep olurdu. Ancak il...

Yandım Selim ve Bıçkın Osman -3

Resim
Ünlü kolbaşı Afet Fatma`nın meşkhanesiydi burası. Ahu dilber iken çengilik yapmış, nice canları aşk ateşi ile kavurmuş ve hatta başka bir söylenceye göre de hislerine karşılık bulamayan birkaç delikanlı kendini asmıştı. Yaşlanıp feri sönmeye başlayınca hususi meşkhanesini kurmuş, gündüzleri musiki ve raks dersleri, akşamları da eğlenceler düzenler olmuştu. Kolbaşılığını yaptığı kızlar güzellikleri kadar yetenekleri ile de dilden dile dolanıyorlardı. Bıçkın Osman`ın babası zamanında Afet Fatma`nın daimi müşterilerindendi. Onun raksına ve şarkılarına tekrar tekrar nail olan ender insanlardandı. Şimdi de oğlu onun meşkhanesinden çıkmaz olmuştu. Ama Fatma için değil, çengisi Fettan Efsun için. Osman birkaç kere çıngırağın ipini salladı. Avluda koşar adım ayak sesleri duyuldu. Kısa boylu çıtı pıtı bir genç kız kapıyı açtı ve kenara çekildi. Ardından Fatma belirdi. Hoş beş edip içeri buyurdu. Kapıyı açan genç kız eve girmeden önce adet olduğu üzere erkeklere ibrikle su tuttu ve el havlu...